Bitmeyen Vergi Sorunları ve Yeni Bir Anlaşmazlık
Türkiye'de vergi gündemi, neredeyse her gün yeni bir sorun ve tartışmanın ortaya çıktığı dinamik bir yapıya sahiptir. Çözümleri en az 2-3 yılı bulabilen bu sorunlar, şirketlerin finansal planlamalarını doğrudan etkiler. Bu gündemin en güncel ve önemli maddelerinden biri ise Maliye ile Danıştay'ı karşı karşıya getiren kritik bir anlaşmazlık: Şirketlerin elde ettiği emisyon primleri üzerinden nakdi sermaye faiz indirimi yapılıp yapılamayacağı meselesi.
--------------------------------------------------------------------------------
1. Şirketler İçin Ciddi Bir Avantaj: Nakdi Sermaye Faiz İndirimi Nedir?
Anlaşmazlığın temelini anlamak için öncelikle bu vergi indiriminin ne olduğunu ve neden önemli olduğunu bilmek gerekir.
Bu İndirimin Amacı Ne?
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinde düzenlenen nakdi sermaye faiz indirimi, sermaye şirketlerini nakit sermaye artırımı yapmaya teşvik ederek sermaye yapılarını güçlendirmeyi hedefler. Özellikle faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde bu düzenleme, şirketlere kurumlar vergisi matrahını düşürme imkânı sunarak ciddi bir vergisel avantaj sağlar.
Kimler ve Nasıl Faydalanıyor?
Finans, bankacılık, sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri haricindeki tüm sermaye şirketleri, belirli şartları sağlamaları halinde bu indirimden yararlanabilir.
İndirim tutarı, basit bir formülle hesaplanır:
Kurum Kazancından İndirilebilecek Tutar = Nakdi Sermaye Artışı X Ticari Krediler Faiz Oranı X İndirim Oranı X Süre
Bu formüldeki "Ticari Krediler Faiz Oranı", Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından ilgili yıl için en son açıklanan orandır. "İndirim Oranı" ise genel olarak %50 olarak uygulanmaktadır.
Hangi Sermaye Artışları Kapsam Dışında?
Kanun, her sermaye artışının bu indirimden faydalanmasına izin vermez. İndirim hesaplamasında dikkate alınmayan bazı sermaye artışları şunlardır:
- Nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar,
- Şirket birleşme, devir ve bölünme işlemlerinden doğanlar,
- Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışları,
- Ortaklar veya ilişkili kişilerce kredi kullanılarak gerçekleştirilenler,
- Şirkete hisse senedi, tahvil gibi kıymetlerin konulması suretiyle yapılanlar,
- Bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışları.
Yukarıdaki listede koyu renkle belirtilen madde, Maliye ile Danıştay arasındaki mevcut anlaşmazlığın tam merkezinde yer almaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------
2. Anlaşmazlığın Kalbi: Emisyon Primleri Bu İndirime Dahil mi?
İhtilafın temel sorusu şudur: Şirketlerin hisselerini nominal değerinin üzerinde bir bedelle satması sonucu elde ettikleri emisyon primleri, nakdi sermaye indirimi kapsamında mıdır? Bu konuda iki kurumun görüşü taban tabana zıttır.
Maliye'nin Görüşü: "Hayır, İndirim Uygulanamaz."
Maliye'yi temsil eden Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), bu konuda net bir duruş sergilemektedir. Maliye'nin görüşü, GİB İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 26.10.2022 tarihli ve E-62030549-125[10-2021]-1239258 sayılı özelgesinde net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu görüşe göre:
- Doğrudan sermayeye tescil edilmeyen emisyon primleri üzerinden nakdi sermaye indirimi hesaplanamaz.
- Bu emisyon primlerinin daha sonra sermayeye eklenmesi ise "bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi" olarak kabul edilir. Bu tür artışlar kanunen indirim kapsamı dışında olduğundan, bu yolla da indirimden faydalanmak mümkün değildir.
Kısacası Maliye, emisyon primlerini her iki durumda da indirim kapsamı dışında tutmaktadır.
Danıştay'ın Görüşü: "Evet, İndirim Uygulanabilir."
Danıştay ise Maliye'nin tam aksi yönde bir yorum yapmaktadır. Danıştay'a göre emisyon primi, vergiye tabi bir kazanç değil, doğrudan doğruya bir sermaye unsurudur ve yedek akçe niteliğindedir. Bu bakış açısı, konunun seyrini tamamen değiştirmektedir. Danıştay 3. Dairesi'nin (E.2024/5601, K.2025/2530 sayılı) bir kararında bu görüş şu şekilde ifade edilmiştir:
"Emisyon primi kazanç değil, yedek akçe niteliğinde olup, doğrudan bir sermaye unsurudur. (...) emisyon priminin kazanç niteliği bulunmadığının ortaya konulmuş olması karşısında, söz konusu emisyon primleri üzerinden hesaplanan faizin kurum kazancından indirilebileceği sonucuna varılmıştır."
Bu kararla Danıştay, emisyon primlerinin nakit olarak şirkete giren bir sermaye unsuru olduğunu ve bu nedenle faiz indirimine konu edilebileceğini açıkça belirtmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------
3. Beklenmedik Gelişme: İlk Derece Mahkemesi Danıştay Kararına Uymadı
Yargı sürecinde ilginç bir gelişme yaşanmıştır. Danıştay'ın yukarıda belirtilen bozma kararına rağmen, davayı ilk derecede gören vergi mahkemesi bu karara uymayarak Maliye lehine olan ilk kararında ısrar etmiştir. Bu durum, konunun hukuki olarak ne kadar tartışmalı olduğunu ve farklı yargı mercileri arasında bile görüş birliği bulunmadığını göstermesi açısından son derece önemlidir.
--------------------------------------------------------------------------------
Sonuç: Şimdi Gözler Nihai Kararda
Şu anki durumda konu, nihai ve herkes için bağlayıcı kararı verecek olan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK) gündemine taşınmış durumdadır. Kurulun vereceği karar, bu hukuki düğümü çözecek ve hem Maliye hem de vergi mahkemeleri için emsal teşkil edecektir.
Sıtkı BOZKURT
Mali Müşavir